26 Ekim 2013 Cumartesi

Amerika'da son saatler 01/09/2013

Ucusumuz aksam 18:00'de oldugu icin aslinda birseyler yapmak icin halen vaktimiz var. Otelden ayrilip Beverly Hills'e gidiyoruz. Hedef Apple Store'a ugrayip bif dostumuz icin Iphone5 almak. Apple Store, Beverly Center Alisveris Merkezi'nin icindeymis. Son dakika Victoria's Secret'a ugrayabilecegim icin bu telefon alma konusu cok isime yariyor. Beverly Center'da Ozgur'le yollarimizi ayiriyoruz. İki saat sonra Starbucks'ta bulusuyoruz. Son dakika altin vurus yapiyorum:)) Eve mutlu donus...

Beverly Hills

Havaalanina gelmeden once alanin cok yakindaki Avis'e ugrayip arabamizi birakiyoruz. Sonra shuttle ile alana geliyoruz.
Vardigimizda ilk isimiz valizlerimizi tartmak oluyor:)) Valizler, agzina kadar dolu olunca limit asimindan korkuyoruz. Ama kucuk valizler oldugu icin THY'nin sundugu kisi basi 43 kg hakkimizi dolduramiyoruz. Bir kac gun daha zamanimiz olsaydi bu hakki sonuna kadar kullanirdik:))

Donuyoruz, tatil bitiyor buna ragmen cok mutluyuz. O kadar ozlemisiz ki, varmak icin sabirsizlaniyoruz. THY Check-in kuyrugunda Turkce konusanlarin olmasina bile seviniyoruz. Topragi opecek kadar ozledik sanirim:))

İki tane gulen surat...

1 Eylül 2013 Pazar

Los Angeles'ta 2. gun 31/08/2013

Sona yaklastik. Sevdiklerimiz, evimiz, yemekler, İstanbul burnumuzda tutuyor. 25 gun oldukca uzunmus. 
Farkli farkli yerler gezdigimiz, yeni seyler gordugumuz ve de surekli aktif oldugumuz icin cok renkli bir tatil oldu. Bi yandan da zaman su gibi akip gitti:))
Ote yandan, calismamaya, hic is dusunmemeye, balayinda gibi 7/24 yan yana olmaya da cok alistik. Geri dondugumuzde gercek dunyaya tekrar alismak cok zor olacak:))

En son gunu Universal Studyoları'na ayirmistik. Meger en guzel aktiviteyi sona saklamisiz. Sehir merkezine 20 dakika uzakta olan Universal Studyoları'na oglene dogru varıyoruz. Otoparktan ciktiktan sonra ilk olarak çok hareketli bir meydana geliyoruz. Magazalar, sinema, yemek alanı ve farklı farklı restoranlar var.




Hatta, San Francisco'da Fisherman's Wharf'ta yemek yedigimiz Bubba Gump Shrimp'in bile bir subesi var. 


Meydanda ileriye dogru yurudukce Universal Studios'un giris kapisina geliyoruz.


Giseden daha ucuza buldugumuz icin her zamanki gibi biletimizi internetten almayi planliyoruz. Yine son ana kadar almadik ve giris kapisinin yaninda internette bilet almaya calisiyoruz. Hic bir siteye giremiyoruz, internet cekmiyor :( 
Giseden almak zorundayiz. Gisedeki gorevli "her iste bir hayir vardir" dedirtecek bir teklif sunuyor. Ya da biz gercekten balliyiz:)) Memur, normal giris bedeline ek olarak $60 daha pahaliya satilan ayricalikli giris kartini, ogleden sonra oldugu icin sadece $15 farkla verebilecegini soyluyor. Ayricalikli kartla hic bir oyun ve gosteriye siraya girmeksizin girebilecegiz. Boylece gec geldigimiz icin kapanisa kadar herseyi tamamlayamama endisemiz de ortadan kalkmis olacak. Teklifi seve seve kabul ediyoruz. 

"A Gate" kartim ve ben:)) Ne kadar dogru bir karar verdigimizi karti kullandikca anliyoruz. Her gosteriye baslamasina bir dakika kala bile gitsek, hem sira beklemiyoruz hem de ozel olarak ayrilmis "A Gate" koltuklarina oturuyoruz. Tum oyuncaklara en az 30 dakikalik bekleme suresi varken, "A Gate"ile hic beklemiyorsun:)) 
Onemli bir bilgi daha; hic beklemedigimiz halde tum aktiveteleri hic ara vermeden 7 saate ucu ucuna yetistirdik. Universal Studios'a gideceklere mutlaka "A Gate" almalarını tavsiye ediyorum.

Giris kapisindan girdigimizde ilk izlenimimiz diger tema parklara cok benzedigi yonundeydi. 


Walt Disney ve Sea World'e cok benziyor.

İlk olarak "Special Effects" showuna katiliyoruz. Super uç sahnelerin aslinda ne kadar rahat cekildigini tum sirlariyla gosteriyorlar. Teknolojinin nimetlerini ust duzeyde kullandıklarını tahmin etmişsinizdir:))


Ardindan "Water World" gosterisine katildik. 40 dakika suren bir gosteride bir film sahnesini canlandirdilar. Konu cok tanidik:) Korsanlarin kacirdigi guzel bir kiz ve onu kurtaran yakisikli kahraman. O kadar guzel aksiyon ve patlama sahneleri oldu ki, film izlercesine keyifle izledik. 




İki gosterinin ardindan "Studio Tour" a katildik. Universal Studios'taki en etkileyici kisim da buydu. Filmlerle ilgili o kadar cok seye tanik olduk ki, film endustrisine hayranligimiz kat kat artti. Amerika bu konuda cosmus:)) 
Cok cok etkilendik , cok sey ogrendik ama iyi mi oldu, kotu mu oldu bilemedim. Artik izledigimiz tum filmlere nasil cekildigini dusunerek bakariz diye korkuyorum:))
Studio Tour epey uzun suruyor. Son derece gercek mahalleler, New York sokaklari (Carrie Bradshaw'in evini gorur muyum diye New York'ta bosuna heyecanlanmisim), dusmus gercek bir ucak, Desperate Housewife dizisindeki sirin mahalle, filmlerde kullanilan arabalar vs. bir cok sey gorduk. Buna ek olarak %100 gercekmis gibi hissettigimiz metro istasyonunda bir deprem,  baska bir yerde yagmur ve sel,  bir de King Kong (3 boyutlu) sahnesinin (Yaratiklar studio tour yaptigimiz araca saldiriyordu) tam icinde yer aldik. Hersey o kadar gercekti ki hala etkisindeyim.


A Gate kartimiz oldugu icin tramvayda ilk vagondayiz:))

Uc boyutlu gozluklerle cok daha gercek gorunuyorlardi. Tramvayi parcalayacak gibiydi.



Bu dusmus ucak sadece 3 dakikalik bir sahnede kullanilmis.

Deprem sahnesinde hayretler icinde kaldigim icin fotograf cekemedim. 

Oyuncaklarin oldugu bolum epey uzak bi alanda. 3 tane upuzun yuruyen merdiven inerek ulasilabiliyor. Bu alanda sadece 3 tane oyun var. Transformers, Revenge of the Mummy ve Jurassic Park. 
Oyunlar esnasinda cantayla hareket etmek zor olur diye 3 saate kadar ucretsiz kasalar var. Cantamizi bu kasalardan birine birakip "Revenge of the Mummy'ye giriyoruz. Guzel, eglenceli ama daha once cok daha adrenalinli oyunlar denedigimiz icin bizi pek kesmiyor. Oysa bloglarda epey korkunc diye bahsedilmisti.


Yine yukariya giris alanina geri donuyoruz.   Simdi yazarken bakiyorum da bizim de ne yaptigimiz belli degilmis. Once asagidaki diger 2 oyunu tamamlayip ciksaymisiz, bi daha inmek zorunda kalmazmisiz:))

Yukarda Simpson Ride'e biniyoruz. Universal'deki en iyi oyuncak bu. Az daha cocuk oyunu sanip girmiyorduk. Neyseki denemisiz. Vakit kalsa tekrar binmek isterdim. Hem adrenalinli, hem de uc boyutlu. Kendimi karakterlerden biri gibi hissettim. 



Bir sonraki gosteri baslamak uzere, hic acele etmiyoruz, nasilsa yerimiz hazir:))
"Universal's Animal Actors" gosterisine katiliyoruz. Kedi, kopek, kusa aliskiniz da burda hic aklimiza gelmeyecek hayvanlar bile harikalar yaratiyor. Egitilebildikleri bile aklima gelmezdi. (Tavuk, domuz vb) 


Zaman daraliyor, kapanisa cok yaklastik. İyice kosturarak hareket ediyoruz. Shrek- 4D gosterisini izliyoruz ve begeniyoruz. Blues Brothers'a fazla zaman ayiramiyoruz soyle bir bakiyoruz. ( Bi numarasi da yok zaten) 
Bir gosteriyi tamamen kaciriyoruz. (Universal's House of Horrors)
Asagi inip Transformers Ride'e binmek istiyoruz. Ama oyunda sorun cikiyor, şeker dagitarak gonlumuzu alıyorlar. Son olarak Jurassic Park isimli oyuncaga ilerliyoruz. Bu oyuncagi en sona birakmakla hata etmişsiz. Ogle saatlerinde binseymisiz hic sorun olmazmis. Ama gecenin 10'unda binince oyunda sirilsiklam olmak pek keyifli olmuyor. Hic kuruma sansin olmadigi icin sinir bozucu oluyor:(( Hastalanmamak icin hizlica otele gidiyoruz.


Islanmis ve usumus olabilirim ama bu yakisiklilarla fotograf cektirmeme engel degil:) 

Otele gidip bir sure dinleniyoruz. Aslinda cok cok yorgunuz ama son gecemiz oldugu icin cikmayi tercih ediyoruz. Guzelce hazirlanip Standart Hotel'in Rooftopina gitmek uzere cikiyoruz. Yine Ege'nin tavsiye ettigi bi mekan. Gunduz havuz partileri ve havuz keyfi gece de guzel bir Club'a donusuyormus. Mekana vardigimizda saat 01:00 olmak uzere. Onunde uzun bi kuyruk var. Herkes Cumartesi gecesine hazir bi modda giyinmis. Sirada beklemek cok yorucu. 
www.standarthotels.com 
O kadar yorgunuz ki geceyi cok uzun tutmadan otele donuyoruz.



















31 Ağustos 2013 Cumartesi

Outlet ve LAX'a Yolculuk 30/08/2013

Sarapla ilgili hic bir rahatsizlik duymadan uyaniyoruz. California'da olmak, iyi sarap icmek bu olsa gerek:)) 
Hazirlanip otelden cikisimizi yapiyoruz. Bugunu outlete ayirdik, sonra da Los Angeles'a devam edecegiz. 
Otele en yakin outleti sorgulayinca Meksika'dan onceki son cikista bulunan Camino Premium Outlet'i buluyoruz. Yola cikiyoruz, otoyoldaki tum cikislarin isimleri İspanyolca:))  
Vize kosullarini arastiriyorum, eger Amerika vizemiz gecerli olursa,  alisveris falan umursamayip bir kac saatligine de olsa Meksika'ya girecegiz. Ne yazik ki gecerli degilmis, bi daha ki sefere daha hazirlikli gelmeliyiz :((
Mecburen sinirdan onceki son cikistan cikiyoruz ve bir iki dakika icinde Camino Outlet'e variyoruz. Nam-i diger Las Americas Premium Outlet.


Hem calisanlar, hem de musteriler Meksikali. Ortamda bir kelime bile İngilizce duymadik. 
Cok hosumuza gittiler. Ustelik Amerikali'lara gore cok guleryuzlu ve sempatikler.

Outlet 21:00'e kadar acik. 6 saat vaktimiz var:))


Once ayri ayri olalim diyoruz, sonra kocamin bu konularin acemisi oldugunu bildigim icin onu yalniz birakmamayi seciyorum. İyi ki de yalniz birakmamisim, yoksa o guzelim seyleri hep kaciracakmis:))

Agirlikli spor malzemesi olmakla beraber (kari koca bundan sonra sporu aksatmama karari almistik) birseyler alabiliyoruz. Toplasan 5 magaza arasinda donup duruyoruz. Sadece bi ara bi firsatini bulup BCBG Maxazria'ya giriyorum. Sonuc fena degil. Ama orasi da agirlikli abiye satiyor. Fazla birsey de alinmaz ki. Turkiye'ye gore fiyatlar ucuz evet ama yine de hic bekledigim gibi degil. Cogu seyi begendigim halde, fiyat avantaji cok olmadigi icin "tasimaya degmez" diyip geri birakiyorum.

Micheal Kors korkunc pahali, Turkiye'de indirimdeki fiyatlari bile daha iyiydi. Tommy Hilfiger yine favorimiz. Urunler cok guzel (erkek giyim bilhassa) fiyatlar da  bizdeki kacik fiyatlar gibi degil en azindan. Ozgurcugum yeni gomlekleriyle, gozlukleriyle ben de Adidas ve Nike'in spor tayt ve tshirtleriyle mutlu oluyorum.
Deli dana gibi dolasirken aksam olmus bile:))


Kapanisa kadar devam:)) Sonra da yemek yiyip yola cikiyoruz. Los Angeles'a vardigimizda gece 1 olmak uzere. Biraz valiz duzeni yapip uyuyoruz. En azindan Ozgur uyuyor, ben mi? Blog yaziyorum tabii ki:))

San Diego'da 3. gun 29/08/2013

Bu kez tembellik yok. Erkenden kalkip meshur La Jolla (La holla okunuyor) plajini gormeye gidiyoruz. Daha yoldayken sirin bi yazlik yere geldigimizin sinyalleri basliyor. Evler degisiyor, arabalar degisiyor, insanlar degisiyor... 
Ahh ne yazik ki hava cok kotu, buralara bir iki ay once gelseymisiz, bi kac gunu plajlara ayirirmisiz:)) 


Bi yandan da uyanmaya calisiyoruz:))

P.S. Sadece plajin degil, kasabanin da adi "La Jolla"

Hava soguk, denize giren yok ama surf yapan bir suru insan var. Ustelikde epey profesyoneller. 

Boyle bi yerde yasiyor olsaydik, mutlaka denemek isterdik. 

Surf yapanlari videoya kaydettim ve youtube'a yukledim.

Bu kadar oyalanmamiza ragmen, Sea World'un kapilari acilmadan variyoruz (10:00) Yine upuzun kuyruklar...

Sea World'de bizi yine oyuncaklar bekliyor. Once en adrenalinlisi oldugunu sandigimiz asagidaki treni seciyoruz. (Asil adrenalin roller coster Manta'daymis)

Disneyland'daki gibi yine sularin icinden, trenle bu dik yokustan inecegimizi sanarken, bindikten sonra bambaska bir dik yokustan daha hizla, kufurler esliginde iniyoruz:)) 

Sea World deniz konseptli oyun parki. Gosteriler, oyunlar, akvaryumlar, sirk ve daha bir cok sey var.

Balina gosterisi. Shamu Theatre

Gosteri baslarken, on siralarda oturanlar icin "islanabirsiniz" uyarisi yapiliyor. Pek takmiyoruz ama bi guzel islaniyoruz. Gerci sirilsiklam olanlar da var, biz yine iyiyiz. 


Super bi gosteriydi. Bir kismini cekip sizin icin youtube'a yukledim.

Yanlis gormediniz gercekten vatozlara dokunuyor.

Kopekbaliklari

Vatoz ve kopek baligi ayni akvaryumda

Bir de yunus gosterisi

Surekli hoplayip zipliyorlar:))


Belgesel tadinda


Cesaretimizi toplayip adi Manta olan Roller Coaster'a da biniyoruz. İndikten sonra artistik konusmalar. "Cok da kotu degilmis yauww, biz artik bu olayi asmisiz" vs.


Fotograf karesine sigdiramadim. 

Sea World'de yapilacak herseyi tamamlayinca, bu kez biletimizin kapsaminda olan Aquatica'ya gitmeye kara veriyoruz. Yine bir Aquapark:)) Bikinimi giyiyorum, Ozgur de mayosunu giyince haziriz. 35 km yol yapiyoruz. Azimliyiz:)) 
Aquatica henuz cok yeniymis. Orlando'daki Disneyland'in Aquaparki'nin yanindan gecemez. Ama belli ki yapim asamasinda, etraftaki bos arazilerde calismalar var. 

En cok Twister'i seviyoruz. Kusadasi'nda benzer birsey vardi cok sevmistik, bu da epey iyi. 


Diger kaydiraklar standart.



Kapanisa kadar Twister'a bir kac kez daha biniyoruz. Amerika'ya geldigimizden beri ne oynadik be. Cocuk tatili gibi:))

Sihirli aynayla kuculmeyi de basardik:))

Bu kez hava kararmadan Mission Korfezi'ne gidebiliyoruz. Meger girisinde halk plaji varmis. Gece farkedemedik:)) Denize girenler de var ustelik. 



Ama yine de cok kalabalik degil, sezonunda nasildir merak ettim dogrusu. 

Gormedigimiz tek bi yer kaldi. Hava kararmadan orayi da gorelim diyip Coronado Adasi'na dogru devam ediyoruz. Adaya giden koprude sahane manzaralara tanik oluyoruz.




Yine son gun, yine kopru, yine manzara... 

Adaya varinca arabamizi parkedip "Ferry Landing" denilen populer yerine gidiyoruz. San Diego'da ilk gun ugradigimiz Seaport Village'in tam karsisina denk gelen bu bolgede, yine dukkanlar, restoranlar bir arada. Tipik yazlik mekan carsisi. Ustelik bir feribot iskelesi gercekten de var. 



Vatoz yakalayip denize atan balikci. 



Ferr Landing'de cok hos bir restoran buluyoruz. "Peohes" www.peohes.com
Ustelik deniz mahsulleri var. Yine cok ozledigimiz icin kiligimiza aldirmadan (Otele ugramadigimiz icin epey pacoz haldeyiz) restorana giriyoruz. 

Super manzara, super servis.. Biz zaten yine guzel bir moddayiz:)) 


İstiridye. Cig olmasina ragmen yedim. Sosuyla ve sarapla iyi gitti.

Mixed Seafood Grill, benim secimim

Pacific Fire Shrimp, Ozgur'un secimi.


Ve bilmem kacinci sarhos biten gece...